Şeytan Ayrıntıda Gizlidir Ahmet Ümit

0.00 Ort. Değerlendirme0 Oy
Türler: Polisiye, Hikaye (Öykü)
Yazarlar:
Dil: Türkçe

İstanbul’dan suç ve asayiş manzaraları… Suçun soldurduğu yaşamlar… Katillerle iç içe gezen insanlar. Sıradan olanın gerisindeki gizem. Ülkenin gerçek bir durumu. Karakterler labirenti… Baş komiser Nevzat’la, gecekondular, villalara, batakhanelerden,kumarhanelerden sanat çevrelerine yaptığımız heyecan yüklü bir yolculuk. Trajik olduğu kadar komik, komik olduğu kadar kederli vakalar. Bize, bizi anlatan acıklı öyküler. “Cinayetin işlendiği resim atölyesi bir korku filmi setini andırıyordu. Yüksek bir tavan, ölü yüzü gibi bembeyaz duvarlar, bordo renkli kadife perdelerle kaplanmış üç dar pencere. Pencerelerin hemen önünde duran cevizden yapılma tabutun içinde, uzun saçlı, ilk bakışta kız mı erkek mi olduğu anlaşılmayan bir ceset yatıyordu. Bütün bedenini kaplayan siyah pelerinin kalp hizasında kol saatinin kadranı büyüklüğünde bir delik vardı. Tuhaftır, deliğin etrafında fazla kan lekesi yoktu. Cesedin kalbinden çıkartıldığını sandığımız, heykeltıraşların kullandığı türden, ucu kanlı, yirmi santim uzunluğundaki bir keski, tabut ile üzerinde tamamlanmamış bir resmin bulunduğu şövalyenin arasında, yerde duruyordu. Tabutun başında saçı sakalı birbirine karışmış bir adam, ağzını her açtığında alkol kokuları yayarak, ‘Karanlıklar Prensi öldü… Karanlıklar Prensi öldü,’ diye dövünüp duruyordu. Selim’in cesedi iki gecedir çiçeklerin arasında yatıyordu.Sırtüstü düşmüştü, çiçeklerin saplarını kesmek için kullandığı bıçak, kalbine saplanmıştı. Cumartesi gecesi öldürüldüğünü düşünüyorduk. Katil onu öldürdükten sonra kapıyı çekip çıkmış olmalıydı. Araya tatil girince çiçekçi bir gün kapalı kalmış, cesedi bu sabah dükkânı açmaya gelen çırak bulmuştu. Olay mahallini incelerken, arkada bir patırtı koptu. Orta yaşlı bir adam: “Sonunda kıydılar oğluma” diye bağırarak içeri girmeye çalışıyordu. Selim’in babası olmalıydı. Adamı içeri sokmamaya çalışan memurlara onu rahat bırakmalarını söyledim. Adamcağız içeri girer girmez oğlunun ölüsüne kapanarak ağlamaya başladı. Sakinleşince bir sigara yakıp verdim. Birkaç soluk çektikten sonra:”‘Oğluma kıydılar’ diye bağırıyordun. Kimmiş kıyanlar?” diye sordum. Yaşlı gözleri öfkeyle parıldadı.”Kim olacak” dedi. “Şu aşağıdaki Tatlıcı Remzi denen puşt ile Kulüpçü Arif pezevengi.””Neden öldürsünler ki oğlunu?” “Bu dükkân belediyenin, Tatlıcı Remzi’nin de burada gözü var. Kiracı olarak girecek, ölene kadar burada kalacak. Ama önce bizi çıkarması lazım. Para teklif etti, kabul etmeyince,beni tehdit etti, kaç kere oğlumun yolunu kesti. Sonunda Kulüpçü Arifle birlik olup öldürdüler yavrumu.” diyerek akıcı ve dram dolu roman devam ediyor iyi okumalar.

Yorum

Gerekli alanlar işaretlendi *. E-posta hesabınız yayımlanmayacak.