Saklı Çocuk Camilla Lackberg

0.00 Ort. Değerlendirme0 Oy
Türler: Polisiye
Yazarlar:
Dil: Türkçe

Şehrin sessizliği bir cinayetle bozuluyor. Rutin bir hayat süren yaşlı tarihçi Erik Frankel çalışma odasında ölü bulunur. Evi, kitaplarla ve özenle biriktirdiği Nazi dönemi eşyalarıyla doludur. Polis, cinayeti aydınlatmak üzere işe koyulurken, dedektif Patrik in çocuğu olmuş babalık iznine ayrılmıştı. O, evde kalıp çocuk bakacak, eşi Erica ise yeni kitabını tamamlayacaktır. Ama çiftin çatı katında, Erica’nın annesinden kalan sandıkta buldukları kanlı bir zıbına sarılı madalya, her ikisinin de aklını karıştırmıştır. Belki de yaşlı adamın ölümü, sandıktaki gizemin de anahtarıdır. Dünyanın okuduğu İsveçli yazar Camilla Läckberg’den, geçmişe gömülmüş sırlar üzerine çarpıcı bir roman… “Tatilinizi mahvedecek bir kitap. Sahile götürdüğünüzde denize girmeyi bile unutacaksınız, o kadar sürükleyici.” Washington Post Odanın dinginliğinde duyulan tek ses sineklerinkiydi. Çılgınca çırptıkları kanatlarından sürekli bir vızıltı yükseliyordu. Koltuktaki adara hareket etmiyordu; uzunca bir süredir de etmemişti. Aslında artık bir adam da sayılmazdı. Bir adam, yaşayan, nefes alan ve hisseden biri olarak tanımlanıyorsa, o bu tasvire uymuyordu. Çoktan bir leşe dönüşmüştü. Böcekler ve kurtçuklar için bir sığınak haline gelmişti. Sinekler hareketsiz figürün çevresinde cirit atıyorlardı. Ara sıra üzerine konuyorlar, çenelerini oynatıyorlardı. Sonra konacak yeni bir nokta aramak üzere tekrar havalanıyorlardı. içgüdüsel olarak ilerliyorlar ve birbirlerine çarpıyorlardı. Adamın başındaki yaranın çevresi özellikle ilgilerini çekiyordu; oysa kanın metalik kokusu çoktan uçmuş, yerini daha ağır ve tatlıya kaçan farklı bir kokuya bırakmıştı. Kan pıhtılaşmıştı. Önce adamın başının gerisinden koltuğa doğru akmış, sonra da yere damlayarak bir göl oluşturmuştu. Kanın rengi ilk başta kırmızıydı ve canlı hücrelerle doluydu. Şimdiyse renk değiştirmiş, siyaha dönmüştü. Bu birikinti, bir insanın damarlarında dolaşan yoğun sıvı olmaktan çıkmıştı. Artık sadece yapışkan, siyah bir şeydi. Bazı sinekler karınlarını doyurmuşlar; yumurtalarını bırakmışlardı. Artık doyup tatmin olduklarına göre, dışarı çıkmak istiyorlardı.

Yorum

Gerekli alanlar işaretlendi *. E-posta hesabınız yayımlanmayacak.