Naomi Junichiro Tanizaki

0.00 Ort. Değerlendirme0 Oy
Türler: Edebiyat
Yazarlar:
Dil: Türkçe

Kari koca olarak aramızdaki ilişkiye ait gerçekleri olabildiğimce dürüst ve samimi bir biçimde, yaşandıkları gibi aktarmaya çalışacağım. Muhtemelen böyle bir ilişkinin bir benzeri yok ve bunu size anlatıyor oluşum, hiçbir zaman unutmak istemeyeceğim değerli bir şeyin kaydını tutma imkânı da sağlayacak bana. Aynca okuyucularımın bunu eğitici bulacaklarından da kuşkum yok. Japonya kozmopolit bir hâle geldikçe Japonlarla yabancılar karşılıklı bir ügiyle birbirlerine karışıp harmanlanıyor, ortaya türlü türlü doktrinler çıkıyor ve hem erkekler hem de kadınlar Batı’nın moda akımlarını benimsiyor. Kuşkusuz, içinde bulunduğumuz zamanı dikkate alarak konuşacak olursak aramızdaki evlilik daha önce duyulmamış ve görülmemiş bir şey olsa da,bundan böyle her yerde kendini göstermeye başlayacak.Geriye dönüp baktığımda, daha en başından garip bir çift olduğumuzu görebiliyorum. Kesin tarihi hatırlayamasam da bundan yaklaşık yedi yıl önce, şu an eşim olan kadınla tanışmıştım. O zamanlar Asakusa Kannon Tapınağı’nm Kaminari Kapısı yakınlarında, Diamond Cafe denilen bir yerde garson olarak çalışıyordu. Onunla tanıştığımda yalnızca on beş yaşındaydı ve çalışmaya henüz başlamıştı. İşi yeni öğreniyordu. Bir çırak, deyim yerindeyse çiçeği burnunda bir elemandı ve henüz tam günlüğüne istihdam edilmemişti. “Şunu fark etmiştim ki bir kadının yüzü, erkeğin nefretini çektikçe daha da güzelleşiyordu.” Na-o-mi: Üç hece, iki insan-medeniyet, bir başyapıt. Bir yönüyle daha önce yazılmış bir Japon Lo-lee-ta… Doğu ve Batı, sevgi ve öfke, aşk ve gurur, kadın ve erkek, insan ve insan arasında yaşanan gerilimlere dair bir temel roman… Naomi, Batı hayranlığından yozlaşmaya, saplantıdan budalalığa ve hazdan işkenceye (veya tam tersi) ilerleyen hikâyesiyle, Juniçiro Tanizaki’nin neden yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olduğunu da anlatıyor. “Onun hata ve kusurlarıyla sürekli yüz yüze gelmekten kurtulamıyor, eve hep mutsuz dönüyordum. Ancak bu mutsuzluk hiç de uzun sürmüyordu, zira ona duyduğum aşk gece boyunca değiştikçe değişiyordu. Tıpkı bir kedinin gözleri gibi…”

Yorum

Gerekli alanlar işaretlendi *. E-posta hesabınız yayımlanmayacak.
Ahmet rüzgar Jun 23, 2020