Bir Ses Böler Geceyi Ahmet Ümit

0.00 Ort. Değerlendirme0 Oy
Türler: Edebiyat, Roman, Polisiye
Yazarlar:
Dil: Türkçe

Birden cipin sola çektiğini fark etti.”Kayıyor muyuz ne!” diye bağırırken, yapmaması gerektiğini bile bile frene bastı. Araba kasılarak iyice yana doğru kaymaya başladı. Lastiklerin asfaltta çıkardığı sesleri duyuyor, bu, paniğini daha da artırıyordu. Bütün gücüyle direksiyona asıldı. “Umarım takla atmayız” diye mırıldanıp, her an takla atacakmış korkusuyla direksiyonu gelişi güzel çevirmeye başladı. Ama metalik çember onu dinlemiyordu. Bütün çabasına karşın cipin yoldan çıkmasına engel olamadı.Önce büyük bir gürültü duydu, sonra koltuğundan öne doğru savrulurken,farların ışığında uçuşan ağaçlar ve mezar taşları gördü. Dolunayın ışığında bir köy mezarlığı… Mezarlığın duvarına çarpan bir cip. Gecenin karanlığında uçuşan hayaller. Issız köyün ortasında kocaman bir cemevi. Konuğunu yitirmiş bir mezar. Cem töreninde arınmayı bekleyen bir ölü. Bu olanların sessiz tanığı, bir araştırma görevlisi. Yıkılan idealleriyle, sürüp giden yaşamı arasında sıkışıp kalmış bir adam. Alevi inancına farklı bir bakış. Mistik bir gerilim romanı… “Dal parçasını çekerken çalılığın arkasında bir karartı fark etti. Feneri oraya doğru tuttu. Yanılmamıştı, az ilerde yeşil renkli bir mezar taşı mahzun bir edayla onu izliyordu. Bu defa korkmadı, hatta içinde, ‘Bu mezar neden mezarlığın dışında?’ diye merak bile uyandı. Bir iki adım daha yaklaştı. Ama bu mezar bozulmuştu, iki yanında toprak birikintileri yığılıydı. Yeni bir ürperti dalgası sardı bedenini. Mezarın içini görmemesine karşın, upuzun yatan ölünün yer yer etleri dökülmüş yüzü geldi gözlerinin önüne. Öte yandan aklı hâlâ mantıklı bir açıklamanın peşindeydi. Belki de bu mezar henüz ölmemiş biri için kazılmıştı. Neden olmasın? insanların ölmeden önce de mezarlarını hazırladıklarını biliyordu; iyi de, kazmakla hazırlamak arasında büyük fark vardı. Belki yeri alınır, hazırlıklar yapılırdı ama ölmeden mezar kazdırılır mıydı? Belki de bu mezarı aç kalmış vahşi bir hayvan açmıştı. Eğer öyleyse mezardaki ölüyü paramparça etmiş demekti. Doğrusu, böyle bir görüntüyle karşılaşmak istemezdi. Yine de merakı ağır bastı; cesaretini toplayıp el fenerini mezarın içine doğrulttu. Mezar gerçekten de boştu.”

Yorum

Gerekli alanlar işaretlendi *. E-posta hesabınız yayımlanmayacak.