Dayak Birincisi Muzaffer İzgü

0.00 Ort. Değerlendirme0 Oy
Türler: Edebiyat, Eğlence-Mizah
Yazarlar:
Dil: Türkçe

Muzaffer İzgü, bir gülmece ustası. Taşlama ve yergi arası bir anlatımla işlediği öyküleri düşündürücü olduğu kadar, güldürücü öğeler taşıyor. Anlattığı insanları, olayları en çarpıcı yanlarıyla ele almaktaki ustalığını okurları biliyor. Gülmecenin gücünü, onun öyküleriyle açık seçik anlayabiliyor çünkü. Oldu bitti karakollardan korkarım, önünden geçerken bile içim titrer, ayaklarım birbirine dolaşır. Hele karakolun bahçesinde bir komiser, bir polis varsa yolumu bile değiştiririm. Olur ya, adam yürüyüşümü beğenmez, kaşımı beğenmez, gözümü beğenmez, alır beni içeri, neren ister neren istemez… İşte geçen gün karakoldan bekçi kanalıyla bir çağrı alınca, öyle korktum ki, öğle yemeği değil, akşam yemeği bile yiyemedim. Hani bir evden ölü çıkar, hani bir evde çok önemli bir olay olur, o akşam tüm akraba eş dost o evde toplanır ya, onun gibi, “Dost kara günde belli olur” diyen tanıdık hısım akraba doldular bizim eve. — Eee şunu baştan anlat hele! — Bir bekçi geldi, bu kâğıtta adı yazılı olan sen misin, dedi. Hı, benim, dedim, öyleyse yarın saat dokuzda karakola gel, dedi. — Ne için diye sormadın mı? — Yoo hayır. — Bu yakınlarda ne yaptın iyi düşün? — Bir şey yapmadım. — Kimlerle gezdin, iyi düşün? — Kimseyle gezmedim. — Orda burda ne konuştun, iyi düşün? — Hiç bir şey konuşmadım. Akraba, dost, hısım erkekleri, ellerini başlarına koymuşlar, bu bilmeceyi çözmeğe çalışıyorlardı. Kadınlar suskun, çocuklar felâketi anlamışlar gibi, bana acıyan gözlerle bakıyorlardı. — İyi düşün, polis mutlaka bir şeyini saptamıştır? Kafamı patlatıyorum, son bir haftayı, on beş günü, hattâ bir ayı gözlerimin önüne getiriyorum, olayları usuma vuruyor, hayır, ben polislik hiç bir şey yapmadım, diyorum. Bir kez, tüm akraba, hısım, dost, dayak yiyeceğime yüzde yüz gözüyle bakıyorlar, yalnız bu dayağın ölçüsü ne olacak, onu bilmiyorlardı. Çünkü polisin her suç için önceden konmuş belirli bir dayak kontenjanı vardı. Şu iş için şu denli dayak, bu iş için bu denli dayak… Peki, hiç suç işlememiş bir insan için? İşte en fenası bu ya. Dayım öyle diyordu: — En fenası bu… İşlemediğin suç için atılacak dayağın ölçüsü yoktur. Bazen yarım gün döverler, bazen bir gün, bazen de bir hafta. Amcam: — O zaman yeğenim, yemek yememek olmaz. Çok iyi gıda almalısın, sabahleyin de sıkı bir kahvaltı yapmalısın, dedi. Ancak o zaman dayağa karşı güçlü olabilirsin. Yoksa mahvolursun. Mümkünse tok tutan şeyler ye. Kaç gün dövecekler belli olmaz!

Yorum

Gerekli alanlar işaretlendi *. E-posta hesabınız yayımlanmayacak.